kEkD. Sorular Sosyal Bilimler Türk inkılabı hangi alanlarda gerçektirilmiştir? Çok acil... gs4ov1 18 Aralık 2012 sordu 1 Cevap CEVAPLA CEVAPLAR A Siyasi Alanda Yapılan İnkılaplar 1 Saltanatın kaldırılması 1 Kasım 1922 2 Cumhuriyetin ilanı 29 Ekim 1923 3 Halifeliğin kaldırılması 3 Mart 1924 4 Yeni Türk Devleti’nde Anayasa hareketleri İlk anayasanın kabulünden önce çıkarılan anayasa niteliğindeki kanunlar 20 Ocak 1921 Anayasası Teşkilat-ı Esasiye 20 Nisan 1924 Anayasası İkinci Anayasa 5 Çok partili rejim denemeleri ve sonuçları TBMM’de çeşitli grupların ortaya çıkışı Müdafa-I Hukuk Grubu’nun kuruluşu ve bunun halk fırkasına dönüşmesi Terakkiperver Cumhuriyet Fıkrası kuruluşu Sait İsyanı ve fırkanın kapatılması Atatürk’e süikast girişimi Serbest Cumhuriyet Fırkası Menemen Olayı B Hukuk Alanında Yapılan İnkılaplar 1 Medeni Kanunun kabulü 2 Ceza Kanunun kabulü 3 Hakimler Kanun kabulü 4 Ticaret Kanunun kabulü 5 Borçlar Kanunun kabulü 6 İcra ve İflas Kanunun kabulü C Eğitim ve Kültür Alanında Yapılan İnkılaplar 1 Eğitim alanında yapılan inkılaplar Tevhid-I Tedrisat Eğitim ve öğretimin birleştirilmesi Kanunun kabulü Latin harflerinin kabulü Üniversite reformu 2 Kültür alanında yapılan inkılaplar Türk tarihi alanında yapılan çalışmalar Türk dili alanında yapılan çalışmalar D Sosyal Alanda Yapılan İnkılaplar 1 Kılık kıyafette yapılan değişiklik 2 Tekke zaviye ve türbelerin kapatılması 3 Takvim, saat, ölçüler ve rakamlarda değişiklik 4 Soyadı Kanunun kabulü 5 Milli bayramlar ve tatil günlerinin belirlenmesi 6 Kadın haklarının kabulü E Ekonomi ve Sağlık Alanında Yapılan İnkılaplar 1 Ekonomik alanda yapılan çalışmalar 2 Sağlık alanında yapılan çalışmalar Atatürk’e Göre İnkılapçılık Atatürk’e göre; Türk inkılabı, Türk Milletini son asırlarda geri bırakmış olan müesseseleri yıkarak, yerlerine milletin en yüksek medeni icaplara göre ilerlemesini temin edecek yeni müesseleri koymuş olmaktır. Atatürk bu anlatımı ile inkılabın, basit bir yönetim değişikliği olmadığını, temel kurumlarda da bir değişmeyi ifade ettiğini ve Türk inkılabının çağdaşlaşmaya yönelik karakterini de vurgulamıştır. Atatürk, kendisinin gerçekleştirmeye çalıştığı fikir ve prensiplerin, Türk milletinin mefkure ve emellerinin özeti olduğunu çeşitli şekillerde açıklamıştır. Atatürk kendi eseri olan inkılabın belirli niteliklerini de Ankara Hukuk Fakültesi’nin açılışında şu sözlerle anlatmıştır “Türk İnkılabı nedir? Bu inkılap kelimenin vehleten ilk anda ima ettiği ihtilal manasından başka ondan daha geniş bir tahavvülü ifade etmektedir. Milletin mevcudiyetini idame etmek için fertler arasında düşündüğü müşterek rabıta, asırlardan beri gelen şekil ve mahiyetini değiştirmiş, yani millet dini ve mezhebi irtibat yerine Türk Milliyeti rabıtasıyla efradını toplamıştır.” “Altı sene zarfında büyük milletimizin hayat cereyanında vücuda getirdiği bu tahavvüller herhangi bir ihtilalden çok fazla yüksek olan muazzam inkılaplardandır”. “Çok milletlerin kurtuluş ve yükseliş mücadelesinde mütehevvir oldukları görülmüştür. Fakat bu tehevvür Türk Milletinin şuurlu tehevvürüne benzemez”. Atatürk’ün inkılapçılık anlayışının temelinde Türk Milletini, dünya kültür ve medeniyetlerinden yararlandırma düşüncesi vardır. Türk inkılabı toplum hayatında ortaya çıkan teorik ve pratik sorunları, ihtiyaçları karşılamak ve problemleri çözmek amacıyla ortaya çıkmıştır. Atatürk yeri ve zamanı uygun oldukça gerçekleştirdiği inkılaplar ile, Türk Milletini çağdaş medeniyet seviyesine getirmeyi planlamıştır. Bu sebepten bütün inkılaplar, Türk Milletinin ilerlemesini sağlamaya yönelik gerçekleştirilmiştir. Türk Milletinin ilerleyerek devam etmesi ve bunu sağlayan inkılapların korunması için, inkılapçılık ilkesini, Türkiye Cumhuriyetinin temel ilkelerinden birisi olarak Anayasaya koydurmuştur. tfcssa - 18 Aralık 2012 cevapladı Sosyal Bilimler kategorisindeki diğer sorular
53- ATATÜRK DÖNEMİ HUKUK, TOPLUM, EĞİTİM, EKONOMİ VE SANAT ALANINDA YAPILAN İNKILAPLAR TÜRK İNKILABIHukuk Alanında Yapılan İnkılaplar•Osmanlı Devleti’nde hukukun kaynağı İslam dini ve geleneklere dayanırdı. Kapitülasyonlar, Konsolosluk Mahkemeleri ve Karma Mahkemeler devlet içinde hukuk birliğinin sağlanmasını engelliyordu.•II. Mahmut ve Tanzimat döneminde gerçekleştirilen kanunlaştırma hareketleri tam anlamıyla amacına ulaşamamıştı.•Bu dönemde yeni kanunların çıkarılmasına karşı eski kuralların varlığını koruması hukuk alanında ikili bir sistemin ortaya çıkmasına neden olmuştu.•Cumhuriyetin devraldığı hukuk sistemi bir hukuk birliğinden yoksun, sorunlar çözmekten uzak ve çağın Anayasası Teşkilat-ı Esasiye 20 Ocak 1921•l. TBMM tarafından hazırlanmıştır.•Kurucu bir anayasadır.•Çerçeve bir anayasadır; ayrıntısızdır.•Savaş dönemi olduğundan, ayrıntılı bir anayasa hazırlanamamıştır.•Millî iradeyi üstün tutmuştur.•Meclis hükûmeti sistemini benimsemiştir.•Güçler birliğini benimsemiştir; tam demokratik değildir.•TBMM şeriat işlerini de yürütür." demektedir; laik Anayasası 20 Nisan 1924•II. TBMM tarafından hazırlanmıştır.•Millî iradeyi üstün tutmuştur.•Kabine sistemini benimsemiştir.•Devletin dini İslam'dır maddesi 1928'de kaldırılmış,•1937'de Atatürk ilkeleri" konmuş; anayasa böylece sonradan Medeni Kanununun Kabulü 17 Şubat 1926•Osmanlı Devletinin ilk medeni kanunu olan ve 1876'da yürürlüğe giren Mecelle toplumun ihtiyaçlarını karşılamak için yetersiz kalmıştır.•Cumhuriyetin ilanından sonra hukuk sistemi laikleştirilmiştir. •En son hazırlanmış olması, çağın ihtiyaçlarına en iyi şekilde cevap vermesi gibi nedenlerden dolayı İsviçre Medeni Kanunu kabul edilmiş 17 Şubat 1926 ve yürürlüğe sokulmuştur 4 Ekim 1926.Medeni Kanunun kabulüyle•Aile hukukunda kadın, erkek eşitliği sağlandı.•Çok eşle evlilik yasaklandı. Evliliklerde resmi nikah zorunlu kılındı.•Mirasta kadın erkek eşitliği sağlandı.•Boşanma hakkı kadına da tanındı.•Kadınlara istediği mesleği seçme hakkı getirildi.•Dinsel ve mezhepsel ayrımlara son verildi.•Türk Medeni Kanun ile Patrikhanenin ve Konsoloslukların mahkeme kurma ve nikah kıyma yetkileri sona Kanun kadına siyasi alanda eşitlik getirmemiştir. Medeni Kanun ile ülkede "hukuk birliği" Kanunlar•Türk Ceza Kanunu 1 Temmuz 1926'da yürürlüğe girdi. İtalya'dan alınmıştır.•Türk Ticaret Kanunu 29 Mayıs 1926'da Alman ve İtalyan Ticaret Kanunundan etkilenilerek hazırlanmıştır.•Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu 18 Haziran 1926'da yürürlüğe girmiş. İsviçre'den alınmıştır.•Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu 4 Nisan 1929'da kabul edilmiş ve Almanya'dan alınmıştır.•İcra ve İflas Kanunu Nisan 1929'da çıkarılmış ve İsviçre'den Siyası Hakların Tanınması•Türkiye'de kadınlar 20 Mart 1930'da belediye seçimlerinde seçme hakkı kazandılar. •1933'te Köy Kanunu'nda muhtar seçme ve köy heyetine seçilme hakkı düzenlendi. •Milletvekili seçimlerinde seçme ve seçilme hakkına ise 5 Aralık 1934'te yapılan anayasa değişikliğiyle kavuştular. •8 Şubat 1935'de ilk defa meclis seçimlerine katılan Türk kadınları mecliste 18 sandalye elde Alanda Yapılan İnkılaplarAmaç•Toplum hayatını yeniden düzenlemek•Toplumsal düzeni çağdaşlaştırmak•Avrupa ile ilişkilerde karışıklık ve sorunlar yaşanmasını önlemekTekke, Zaviye ve Türbelerin Kapatılması 1925•Cumhuriyet karşıtı kişilerin örgütlendiği kurumlar haline gelen tekke, türbe ve zaviyeler 30 Kasım 1925'te bir kanun çıkarılarak kapatılmıştır.•Şeyh, molla, derviş, çelebi, türbedar, mürid gibi unvanların kullanımı Devrimi 1925•Kılık ve kıyafette birliği sağlamak, çağdaş görünümlü bir toplum oluşturmak amacıyla 25 Kasım 1925'de Şapka Giyilmesi Hakkındaki kanun kabul edilmiştir.•Kıyafetlerle değişiklik Laiklik ve Halkçılık ilkesi doğrultusunda yapılmış bir Saat ve Ölçü Birimlerinde Yapılan Değişiklikler•Türkiye, Batı ile olan ilişkilerde karışıklıklar yaşanmaması amacıyla takvim, saat ve ölçülerde değişiklik yapmıştır.•Kanunla Milletlerarası Takvim Miladi Takvim ve Saat sistemi kabul edilmiştir ve 1 Ocak 1926'da yürürlüğe girmiştir.•1 Nisan 1931'de çıkan bir yasayla ticarette karışıklığa, hesapların zorlaşmasına yol açan arşın, endaze, dönüm, okka gibi ölçüler bırakılmış metre ve kilo sistemine geçilmiştir. •1935'te hafta sonu tatili düzenlenmiştir. Hafta tatili cumadan pazara Kanunu’nun Kabulü 1934•İsim benzerliği nedeniyle resmî işlemlerde karışıklıklar yaşanmaktaydı.•Bu karışıklıkları ortadan kaldırmak amacıyla 21 Haziran 1934'te TBMM tarafından Soyadı Kanunu kabul edilmiştir.•Herkesin toplumsal yaşamda ve kanun önünde eşit olması amaçlanmıştır.•Soyadı Kanunu toplumsal alandaki ayrımcılıkları ortaya aldırmayı amaçladığından "halkçı" özellik taşır.•TBMM çıkardığı bir kanunla akrabaları dahil kendisinden başka kimsenin kullanmaması kaydıyla Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal'e Atatürk soyadını ve Kültür Alanında Yapılan İnkılaplarGenel Durum•Osmanlı medreseleri Kuruluş ve Yükselme dönemlerindeki ileri durumunu kaybetmiştir.•Medreselerin yanı sıra Osmanlı Devleti içinde yabancı ve azınlık okullarının bir arada olması kültür çatışmalarını doğurmuştur.•l. Dünya Savaşı'nda ve Kurtuluş Savaşında eğitimli nüfusun önemli bir kısmı kayıp Tedrisat Kanunu 3 Mart 1924•Tüm okullar MEB'de bağlanarak eğitim öğretimde birlik sağlanmıştır.•Medreseler kapatılmıştır.•Tevhid-i Tedrisat Kanunu eğitimde laikleşme aşamasıdırMaarif Teşkilatı Kanunu 2 Mart 1926•Eğitim sisteminin millî ve çağdaş hâle getirilmesi, okulların açılması,, müfredat programlarının halkın ihtiyaçlarını karşılayacak hale getirilmesi yönündeki yetki ve görevler MEB'e verilmiştir.•İlköğretim zorunlu, parasız ve beş yıllık olarak Devrimi 1 Kasım 1928•Eğitimde çağdaş bir yapı oluşturma ve okur-yazar oranının artırılmak istenmesi amacıyla Latin harfleri kabul edilmiş, bazı harfler Türkçeye uyarlanmıştır.•1928'de ayrıca yeni rakamlar kabul edilmiştir.•Millet Mektepleri açılarak Latin harfleri öğretilmiştir.•Millet Mekteplerinin yanı sıra Atatürk Dönemi'nde açılan eğitim kurumlarından biri de Halkevleridir. İlk olarak 1932'de açılan Halkevleri’nde Atatürkçü düşünüş ve buna dayalı Atatürk ilkelerini yaymak ve inkılapları yerleştirmek Reformu 1933•Darülfünun kaldırılarak, ilk ve tek üniversite konumunda İstanbul Üniversitesi açılmıştır 1933.•İstanbul'daki Mülkiye Mektebi "Siyasal Bilgiler Fakültesi ne dönüştürülerek, Ankara'ya taşınmıştır.•Ankara Hukuk Mektebi "Hukuk Fakültesine Tarih Kurumu 1931•Türk tarihinin sadece Osmanlılarla sınırlı olmadığını. Türklerin insanlığın en eski uygarlıklarını kuran köklü bir millet olduğunu bilimsel metotlarla ortaya koymak ve tarih bilincini geliştirmek amacıyla 1931de Atatürk tarafından Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti adıyla açılmıştır. Amaçları;•Türk kültürünü ve kimliğini korumak•Türklerin medeniyet sahasındaki katkılarını ortaya koymak•Türk tarihini araştırmakl. Türk Tarih Kongresi'nde 1932 "Türk Tarih Tezi" ortaya süreli araştırma yayını Belleten’ Dil Kurumu 1932Türk Dili Tetkik Cemiyeti" adıyla açılmıştır. Amaçları;•Türk kültürünü ve kimliğini korumak•Türk dilinin özelliklerini ve zenginliğini ortaya koymak•Türk dilini yabancı dillerin boyunduruğundan kurtarmakSanat ve Spor Alanında Yapılan İnkılaplar•Osmanlı'dan kalan Sanayi-i Nefise Mektebi "Güzel Sanatlar Akademisi" hâline getirilmiştir.•Cemal Reşit Bey, Ulvi Cemal Erkin, Ahmet Adnan Saygun gibi müzisyenler ve •İbrahim Çallı, Namık İsmail gibi ressamlar yetişmiştir.•Modern beden eğitimi, spor ve jimnastik konularında gençleri yetiştirmek amacıyla Selim Sırrı Tarcan'ın çalışmaları Alanda yapılan İnkılaplar•18 Şubat 1923 te İzmir'de Türkiye iktisat Kongresi toplanmıştır. Bu kongrede temel fikri ekonomik bağımsızlık olan Misak-ı İktisadi kabul edilmiştir•Köylüden alınan aşar vergisi 1925’te kaldırılmıştır.•Tarım Kredi Kooperatifleri kurulmuştur.•Toprak "Reformu Kanunu çıkarılmıştır. Topraksız köylüye toprak dağıtılmasını öngören bu kanun tam olarak uygulanamamıştır.•Türkiye'nin ilk özel bankası olan İş Bankası 1924 kurulmuştur.•1930’da Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası kurulmuştur.•1927'de sanayi kuruluşlarını teşvik amacıyla Teşvik-i Sanayi Kanunu kabul edilmiştir.•1933’te I. Beş Yıllık Kalkınma Planı kabul edilmiştir. Temel tüketim mallarının üretimine önem verilerek, devletçilik ilkesi uygulanmaya başlamıştır. •Devletçilik ilkesi uyarınca, özel teşebbüsün gerçekleştiremediği yatırımlar devlet eliyle yapılmıştır. •1937 beş yıllık kalkınma planları hazırlanmıştır. İkinci Beş Yıllık Kalkınma Planı, ll. Dünya Savaşı'nın çıkması yüzünden Hizmetleri•Hıfzısıhha Enstitüsü kuruldu.•Kızılay ve Yeşilay güçlendirildi.•Sağlık Bakanlığı kuruldu.•Doktor ve hastane sayısı artırıldı.•Verem Dispanserleri Söylev•Atatürk tarafından, Cumhuriyet Halk Fırkası'nın ikinci büyük kongresinde, 15 - 20 Ekim 1927 tarihleri arasında söylenmiştir.•1919 - 1927 yılları arasını kapsar.•Mustafa Kemal'in Samsun'a çıkışıyla başlayıp, Millî Mücadele ve Cumhuriyet'in ilk yılları anlatılır.•"Gençliğe Hitabe" ile son bulur.
Cevap Atatürk’ün her konuda olduğu gibi, spor konusundaki görüşleri de çağdaş, günümüz şartlarıyla bağdaşan, kalıcı ve geçerli görüşlerdir. Atatürk, emanetinin yücelmesi ve gelişmiş batılı ülkeler düzeyine ulaşabilmesi için genç kuşağın bedenen, ruhen, zihnen, fikren, ahlâken ve ilmen iyi yetiştirilmesi gerektiğine inanmıştır. Bu nedenle Atatürk, gençliğin “beden eğitimi ve spor” faaliyetlerine spor ve sporcuya büyük önem vermiştir. Bu önem Atatürk’ün sporcu kişiliğinden de her yönü ile teşvik eden Ulu Önder Atatürk, spor sayesinde zindelik ve güç kazanılacağını söylüyordu. Sağlık açısından vazgeçilmez bir unsur olan sporu kendisi de yapmaktaydı. En çok sevdiği spor ise güreşti. Güreşi her yönü ile teşvik ettiği gibi sık sık güreş müsabakalarını da izlemekteydi. Başarılı olan Milli güreşçileri tebrik edip ödüllendirdiği gibi, onların galibiyeti ile heyecanlanır, büyük sevinç duyardı. Özel bir sevgi duyduğu ağır sıklet dünya şampiyonumuz Çoban Mehmet’le bir müsabaka sonrası Florya’daki Cumhurbaşkanlığı Köşkü’nde şakalaşmış ve ona şöyle demişti- Sen herkesi kolayca yeniyorsun Mehmet, seninle güreş tutsak, beni de yenebilir misin?- Çoban Mehmet’in cevabı ise; “Sizi bütün dünya yenemedi Paşam, ben nasıl yenebilirim?…” Atatürk, Çoban Mehmet’in bu cevabı karşısında duygulanmış ve kendisini alnından bilfiil yaptığı üç spor vardı. Askerlik hayatında başladığı ve ömrünün son yıllarına kadar fırsat buldukça sürdürdüğü binicilik, İstanbul’da geçirdiği yaz tatillerinde devamlı olarak uğraştığı yüzme ve zaman zaman da kürek sporları… Yaz aylarında, Florya Köşkü’nde istirahatta bulunduğu günlerde sandala binerek kürek çekmeden çok hoşlandığı bilinen bir gerçektir. “Denize inmek medeniyetin şiarıdır” diyen Atatürk, İstanbul Fenerbahçekıyılarının gençliğin deniz sporlarıyla uğraşacağı bir merkez haline getirilmesi yolunda ilgililere direktifler vermişti. Onun için sporu her yönü ile destekleyen, bazı spor dallarını ise bilfiil yapan Atatürk’ün spora verdiği değeri Türk Gençliğinin yetişmesi açısından rehber olarak görmek her alanda olduğu gibi sporda da bilim yolundan ayrılmamayı tavsiye ederken, sporun üzerinde ısrarla durmuş ve ona yeni bir benlik kazandırmıştır. “Müspet bilimlerin temellerine dayanan, güzel sanatları seven, fikir terbiyesinde olduğu kadar, beden terbiyesinde de kabiliyeti artmış ve yükselmiş olan erdemli, kuvvetli bir nesil yetiştirmek ana siyasetimizin açık dileğidir” sözleriyle de bunu dönemi spor politikası incelendiğinde, onun konuya bugünkü manâda baktığı, ancak o günün imkan ve şartları ile ülke yönetimi doğrultusunda olaya devletçi bir yaklaşım gösterdiği önderin Türk sporundaki ilk imzasını izcilikte görmekteyiz. 1915 yılında, “Osmanlı Genç Dernekleri Genel Müfettişliği” ne atanmasından kısa süre sonra bir rapor hazırlayarak zamanın hükümetine sunar. Bu raporunda Miralay rütbesindeki Mustafa Kemal’in Genç Dernekleri Yönetmeni olarak, üzerinde durduğu ana noktalar şunlardıYeni neslin fikri ve bedeni eğitimi için genç dernekleri ve izcilik ele 12 yaşından itibaren esaslar dahilinde eğitimi okullarda programlı kulüplerinde sağlığın korunması, spor fizyolojisi ele kulüp başkanları siyasetin dışında eğitimi ders Saatleri Türk sporuna gerçek desteği ve katkısı sporun ülkede yaygınlaştırılması ve örgütlenmesi yolunda olmuştur. Türkiye’nin ilk spor teşkilatı olan “Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı” 1922′de İstanbul’da kurulmuştu. Cumhuriyet ilkelerine bağlı olarak kurulan bu ilk spor cemiyetinin ve federasyonlarının yöneticileri Atatürk’ün yarattığı ortamla seçimle belirlenmiş ve demokratik bir şekilde spor örgütlenmelerinin temelleri atılmıştı. Atatürk o günlerde, “Türk sosyal yapısında spor hareketlerini düzenlemekte görevli olanlar, Türk çocuklarının spor hayatını yükseltmeyi düşünürken sadece gösteriş için herhangi bir yarışmada kazanmak amacıyla bir spor politikası oluşturamazlar. Esas olan, bütün, her yaştaki Türkler için beden terbiyesini sağlamaktır” diyerek, sporda hedefin halkın sağlığı ve toplum sporu olduğunu işaret ederek, günümüzde hâla erişilmek istenen ideal olan “Herkes İçin Spor” hedefini tespit etmiş ve görevlileri bu konuda Ocak 1923 tarihli Bakanlar Kurulu toplantısında, “Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı TİCİ” kamu yararına dernek olarak kabul edilmiş ve böylece ilk kez devlet spora ve sporcuya destek ve yardım elini uzatmıştır. Nitekim, Yeni Türk Devleti’nin bütün kaynak ve imkansızlıklarına rağmen, 1924 Paris Olimpiyatları’na katılma kararı da takdire şayan bir uygulama idi ve kararın altında Atatürk’ün imzası yılında yayınlanan köy yasası ile köylerde güreş, cirit ve atıcılık gibi köy oyunlarını özendirici hükümlere yer verilmiştir. 1930 yılında çıkarılan Belediye Yasası, belediyelere “çocuk bahçeleri, spor alanları, yerel ihtiyaçlara uygun stadyumlar yapmak ve işletmek” gibi yükümlülükler getirmiştir. Bu Gün hala uygulanmasına ihtiyaç duyulan bu yasanın, Atatürk’ün ölümünden sonra uygulanmamasının sonuçlarını bizler yaşadık; dileğimiz çocuklarımızın yaşamaması. Yine 1932 yılında Atatürk’ün talimatıyla kurulan halkevlerinin yapması gereken çalışmalar arasına spor da sporu, Atatürk döneminde devletin kontrolü Altına girmiştir. 1936′da Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı’nın yerine yarı resmi bir kuruluş olan “Türk Spor Kurumu” kurulmuş ve zamanın tek partisi olan Cumhuriyet Halk Partisi’ne mücadeleye başlamak, Misak-ı Milli’yi ilan etmek ve Kuvayı Milliye’yi kurmak amacıyla, Samsun’da Anadolu topraklarına Ayak bastığı 19 Mayıs 1919 gününü de TBMM’nin 20 Haziran 1938 tarihinde 3466 sayılı kararı ile “Gençlik ve Spor Bayramı” olarak kabul edilmesini sağlayarak, Türk gençliğine verdiği önemi ortaya koymuştur. 23 Nisan Çocuk Bayramı gibi dünyada eşine rastlanmayacak kararlardan birini daha alan ve yasalaştıran Atatürk, Türk gençliğini spora yönlendirerek, enerjilerini vatansever bir duygu içinde, Türkiye’nin kalkınmasına yönlendirmeyi direktifleriyle hazırlanan ve ülkemiz sporunu 48 yıl yönlendiren 3530 sayılı “Beden Terbiyesi Kanunu” 29 Haziran 1938 Günü kabul edilmiştir. Atatürk’ün hastalığı yüzünden, TBMM’nin 1 Kasım 1938′deki açılışında Başbakan Celal Bayar tarafından okunan nutkunda spor için söylediği son sözleri şöyledir ” Her çeşit spor faaliyetlerini, Türk gençliğinin milli terbiyesinin ana unsurlarından saymak lazımdır. Bu işte hükümetin şimdiye kadar olduğundan çok daha ciddi ve dikkatli davranması, Türk gençliğinin spor bakımından da milli heyecan içinde itina ile yetiştirilmesi önemli tutulmalıdır. Türk gençliğinin kültürde olduğu gibi spor sahasında da idealine ulaştırılması için Yüksek Kurultayın kabul ettiği “Beden Terbiyesi Kanunu’nun tatbikine geçildiğini görmekle memnunum”.Görüldüğü gibi, Atatürk’ün spor anlayışı, geçliğe yaklaşımı ve düşünceleri günümüzde güncelliğini hala bu kadar açık yol gösterici liderimize rağmen sporda istenilen noktaya henüz ulaşılabildiğimiz söylenemez. Buna rağmen sporun yaygınlaşmasında, eğitiminde, uluslar arası spor organizasyonlarında gerek milli takımlar düzeyinde gerekse kulüp takımları düzeyinde son yıllarda alınan başarılı sonuçlar ve spor tesislerindeki önemli artışlar sevindirici gelişmeler olarak kaydedilebilir. Bu gelişmeler, yeni nesillerin Atalarından alacakları ilhamla Türkiye’nin geleceğe daha emin adımlarla ilerleyeceğini ve her alanda olduğu gibi spor alanında da layık olduğu yere geleceğini göstermektedir.
Muhafız Gücü ile ilgili konu anlatımında Mustafa Kemal'in Muhafız Takımı komutanı İsmail Hakkı Bey'le Muhafız Takımı'nın asıl görevinin yanında Türk gençlerine örnek olacak spor faaliyetlerini gerçekleştirmesini istemesi ve bu amaca uygun olarak yapılması gereken çalışmalar ile ilgili olarak ... Atatürk ve Sanat ile ilgili konu anlatımında Kurtuluş Savaşı'ndan sonraki dönemde çağdaş bir toplum yaratmak hedefiyle kültür ve sanat alanında yapılan çalışmalar, Mustafa Kemal Atatürk'ün toplumumuzda sanatın gelişmesi amacıyla açılışına öncülük ettiği kurumlar ve bu kurumların gerçekleştirdiği faa... Mustafa Kemal Atatürk'ün güzel sanatlar ile ilgili görüşlerini öğrenebilirsiniz. Mustafa Kemal Atatürk'ün sanat faaliyetleri ile ilgili görüşlerini öğrenebilirsiniz. Mustafa Kemal Atatürk'ün sanat faaliyetleri ile ilgili görüşlerini öğrenebilirsiniz. Cumhuriyet’in ilanından sonraki dönemde güzel sanatlar alanında yapılan çalışmalar hakkında bilgi sahibi olabilirsiniz. Atatürk ve Spor ile ilgili konu anlatımında Kurtuluş Savaşı'ndan sonraki dönemde çağdaş bir toplum yaratmak hedefiyle spor alanındaki çalışmaların geliştirilmesi için yapılan faaliyetleri, Mustafa Kemal Atatürk'ün spor eğitimine verdiği önemi, Atatürk'ün ülkemizde sporun gelişmesi için yapılmasını i... Mustafa Kemal Atatürk'ün spor çalışmalarına verdiği önem ile ilgili bilgileri öğrenebilirsiniz. Mustafa Kemal Atatürk’ün bizzat ilgilendiği spor branşlarını öğrenebilirsiniz. Bu konu anlatımında, Mustafa Kemal döneminde kurulan veya yeniden düzenlenen sanatın çeşitli dallarının faaliyetlerini yürüten kurumların hangileri olduğu belirleyebilirsiniz. 1882'den 20 Temmuz 1982 tarihine kadar geçen süreçte sanat ve spor alanında yapılan çalışmaların kronolojik olarak sıralamasını görebilirsiniz.
sanat ve spor alanında yapılan inkılaplar